ankara

istanbul'da yaşayan biri olarak sevdiğim ve değer verdiğim şehir. biraz fazla soğuk. ama yaşanabilir.
Her şeyden ziyade
(Bkz. yiğidim aslanım orda yatıyor.)
yağmurlu bir günde yerin iki kat altındaki metro istasyonunda beni şemsiye açmak zorunda bırakmak suretiyle imkansız bir romantizm anını imkanlı hale getiren, her ne kadar elime geçen her fırsatta kendisini kötülesem de İ. Melih Gökçek dışında herhangi bir kötülüğünü görmediğim güzide başkentimizdir kendisi. seviyorum kendisini (ama az, serçe parmağım kadar).
Yalnız yolculuğa çıktığım ilk şehir. Aşti'den Kızılay'a gidebilmenin acemiliği.. Yıllar geçse de Ankara'da kaybolmanın tadını unutamadım.
3 yıl önce nefret ettiğim, fakat okumaya gidince çok sevdiğim şehrim.
İlk gittiğimde bile hiç yabancılık hissetmediğim beton şehir
Kızılay Büfecisinin yol tarif edemediği insanların farklı dil konuşuyormuşsunuz gibi yüzünüze baktığı patatesin yanında mayonez vermeyen AVM'lere sahip güzide ilimiz.
Segmenler parki ve bi ton avmsi vardir baska biseyi de yoktur..
...
Öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
Bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
Ankara'da yaşamak

mısralarıyla özetler yılmaz Erdoğan. şehrin puslu gri görüntüsüne rağmen halkı, memleketin dört bir yanından insanıyla harmanlanmıştır. batılısı da doğulusu da bir arada yaşar. sağlam ilişkiler kurulduğu, hiç bitmeyen dostluklara konu olan yerdir yine bu şehir. ilk aşklar, ayrılıklar, özlemler... şehir kucaklar o hüznünü. sonbaharda yapraklar tek tek dökerken. iyi güzel acı tatlı tüm anıların şehri Ankara.
bu sebepten yaşayan insan için deniz gibi beklentisi yoktur.
hem kendinden nefret ettirip hem de deli gibi özleten şehir. yaşamayan anlamıyor
Öğrenciliğim geçtiği şehirdir. Öğrenciligi geçirmek için güzel bir şehir. Ulaşım ogrencilere çok kolay. Ankaray ihtiyacın olan her yere gidiyor. Zaten kızılay tunali ve bahçeli dışında vakit geçirecek yer pek yok.