Flash TV'de yayınlanan ve bir döneme damgasını vurmuş olan Gerçek Kesit'in oyuncusu, senaristi ve zaman zaman yönetmenidir.

Kendi adından daha çok izleyicilerin taktığı sarı bıyık lakabıyla bilinir.
Avrupa, Japonya ve Kuzey Amerika'da da tanınan bir Türk piyanisttir. Ayrıca birçok dizi ve filmin müziklerini bestelemiştir. gerçek kesit'in tema müzikleri bunlardan birisidir.
vahit coşkungün'nün kullandığı mahlaslardan sadece birisidir. Bir diğeri ise vahit guetta'dır. Birçok yerde çıkmasına rağmen en büyük çıkışını kobra show'da, dönence cover'ı ile yapmıştır.

Deli Vahit - Dönence
(bkz: londra)'nın prestijli semtlerinden biri. rengarenk kapıları olan şık sıra evleri, antika dükkanları çok güzel. sokaklarında yürürken oldukça huzurlu ve keyifli hissetmiştim kendimi... tüm seyahatim boyunca londra'nın yağmursuz, ışıl ışıl olması da büyük şanstı. (bkz: covid-19 sonrası yapılacaklar listesi)nde yeniden gitmek var.

notting hill - nes-HuYum
üç kemer üzerine kurulmuş floransa'nın en eski köprüsüdür. ilk yapıldığında kasaplar ve deri tabakhaneleri bulunan köprüde günümüzde genellikle mücevheratçılar, seyyar satıcılar, ressamlar bulunmaktadır. köprü üzerinde ayrıca floransa'nın en önemli ailelerinden olan mediciler, iki sarayları arasında bir geçit (bkz: vasari koridoru) yaptırmıştır ve bu bağlantı üzerinden halka karışma zorunda kalmadan bir saraydan diğerine geçiş yapmışlardır.
Hayat akıp giderken bazen bizi gafil avlayan ve boşluğa iten düşünce. Hakan taşıyan abimizin alkollü çıktığı programda yeterince irdelediği durum da diyebiliriz.*
napıyoruz biz ki
ankara'nın tarihi opera binasında izlediğim ilk operaydı.
İlk defa karşılaştığımız bazı durumlara veya nesnelere karşı olabilen durumlar. Bazen bunlara hemen adapte olsak da, bazen istediğimiz gibi sonuçlanmıyor. Bununla alakalı başımdan geçen olayı anlatmak istiyorum sözlük..

2012 kışında polonya'ya gitmiştim. O dönemki kız arkadaşım orada yaşıyor. Tabii yeşil pasaportun verdiği rahatlıkla kafama göre zırt pırt gidiyorum o zamanlar. Bilen bilir polonya'nın kışı serttir. atkı, bere, eldiven üçlüsü olmazsa olmazdır. Gündüz dahi dışarıda çok fazla zaman geçirmek mümkün değildir, insanın b.ku donar afedersin. Hal böyle olunca dedim ki ulan geldik şuraya zaten hava buz, pub görmekten de içimiz kıyıldı, Yarın akşam güzel bir yemeğe çıkalım. Sordum, soruşturdum güzel bir restaurant buldum. hani şu menüleri ansiklopedi gibi olanlardan. bir gün önceden rezervasyon vs. derken ertesi gün akşam oldu ve restauranta gideceğiz. Benim de huyumdur -fizyolojime tüküreyim- ne zaman evden çıkacak olsam kapıda tuvaletim gelir. Rezervasyona geç kalmamak için bu seferlik dur evladım dedim ve atladım taksiye. Her neyse mekana vardık, masamız hazır, ansiklopedilerimiz geldi, yemekler söylendi, şarap tavsiyesi alındı. Şamdanlar, avizeler, insanlar şıkır şıkır, ambiyans müthiş. arka planda inceden smooth jazz ve şehir manzarası eşliğinde hem sevdiceğimle bu güzel anın keyfini çıkarıyorum, hem de tam istediğim romantizmi yakalamış olmanın verdiği mağrur ifadeyi takınıyorum. Bunun yanında yediğim yemekle birlikte alt tarafın gitgide harekete geçtiğini de hissediyorum. Şimdi Yazılı olmayan şöyle bir kural vardır; kalkıp tuvalete giden kişi 10 dakikadan fazla gelmediyse ihalenin büyük olduğu düşünülür. Bunu da bildiğimden, hızlı davranıp işimi halledip geleceğim. Ne kadar sevgilim de olsa bu güzel ambiyansta s.çtığım bilinsin istemiyorum açıkçası. Birazdan geliyorum deyip daha önceden gözüme kestirdiğim, işinin ehli duran garson abimize doğru yöneldim. Tuvaletin yerini sorduktan sonra kapısına geldim. Kapıda unisex olduğunu belli eden, her iki cinsiyetin de sembolleri olduğunu görünce "ulan ecnebiler işte, rahat adamlar" diye düşünmeden edemedim.
Neyse İçeri girdim ve kafamı sağa çevirdikten sonra o da ne? Tuvaletlerin etrafı cam. Evet cam. Bildiğin duvara monteli klozetlerin 3 tarafı, kapısı dahil cam. Ulan bu nasıl ecnebilik? Böyle bir genişlik mi var? Napıcam şimdi ben? Sonuçta kıçını başını örten insanlarız. Dışarıdan bakıyorum yok, içine girip kapıyı kapatıyorum yok abi. görünüyor her şey meydanda. Tam Bu sırada içeri bir hanımefendi girdi, panikle kapıyı kapatıp işim bitmiş edasıyla lavaboya yöneldim. Yavaş hareketlerle elimi yıkarken, İçimden de Bir an önce gitmesini diliyorum. Aynadan küçük bir hareketle selamlaştıktan sonra kadın makyajını tazelemeye başladı. Tam zamanında! Yine yavaş hareketlerle Ellerimi kurutup kapının önüne çıktım. Bir yandan da gözüm saatte 5 6 dakika olmuş durumda, zaman azalıyor. Koridorda kadının çıkmasını beklerken içeriyle ilgili planım da şu; tuvalet kağıtlarını belli uzunluklarla koparıp, kabinin üstünden püskül gibi yan yana sarkıtıp, kendime birnevi siper oluşturup işimi göreceğim.
Kadının çıkmasıyla içeri füze gibi dalışım bir oldu. Planımı uyguluyorum, her şey yolunda derken içeri biri daha giriyor. bu seferki iri yarı bir abimiz. Nereden çıktınız yine diye söylenirken yan kabine hareketlendiğini farkediyorum. Fakat bu sefer Klozete oturmuş kağıdı koparıyorum, kararlıyım. bir yandan da Göz ucuyla abinin ne yapacağını takip ediyorum. peki ne olsa beğenirsiniz "çıkırt" kapıyı kitliyor ve Tam olarak şurada gördüğünüz olay gerçekleşiyor. Ah cahil evladım benim hadi bunu hiç görmedin, kapıyı neden kitlemezsin...