gezginlerin aslında loser olduğu gerçeği

nerede bir baltaya sap olamamış, yıkık, silik tip varsa kendini yola vuruyor. gezmek bir kaçış aslında. örneğin ben de geziyorum ama iş yaşamımdaki zor, değiştirilmesi imkansız (bkz: akp seçmeni) (bkz: çomar) ve askerde dahi görmediğim bir ton cahil insanla bir arada çalışıyorum. iyi para kazanıyorum ve tatillerimi de genelde yurtdışında geçiririm. üstelik öyle tahta kurulu hostellerde değil, isim yapmış otellerde konaklarım. bir konser için bile avrupa’nın herhangi bir şehrine atlayıp 1-2 günlüğüne gidebiliyorum (bkz: yüksek kura rağmen avrupa seyahati yapmak). her 15 günde bir izmir’e gitmesem zaten olmaz.

ancak gözlemim şu ki, bu insanlar yenemediklerinden, uyum sağlayamadıkların, değiştiremediklerinden kısacası “başaramadıklarından” ve tüm bunları yapabilecek donanımda olmadıkların kaçıyorlar ve bu kaçışı da gezme maskesiyle örtüyorlar. bunun en belirgin emareleri şunlar;

*cepte 1 yılda biriktirebildiği 400 dolarla 1 ay ukrayna’da tatil yapma hesapları yapanlar. bunu bir de övünç kaynağı olarak anlatanların ağzına kürekle vurasım var.

*araba kiralayacak, uçağa binecek, otobüse binecek kadar bile parası olmadığı için türkiye gibi bir ortadoğu ülkesinde otostop çekmek.

* adam kız arkadaşıyla tanımadığı heriflerin evinde kalmak için ilan açıyor. çaresizliğe bak (bkz: couchsurfing). “omo ovrupo’da da couch sistemi vor” diye ağlayarak gelmeyin, avrupa’da da loser var. hıı bir de gecenin bir yarısı sokakta kalıp couch arayanlar var. bir insan evladı, x ülkesinde, gecenin bir yarısı sokakta hangi akla hizmet kalır? hiç mi hesabını yapmaz?

* günlük 5 dolara bitli hostellerde konaklamak zorunda kalmak. “omo çok gozol network oluyor” diye gelmeyin, o insanların ne kendine, ne de size faydası dokunur. güler eğlenir, yer içersin o kadar. (bkz: istisnalar kaideyi bozmaz)

örnek veremediğim daha pek çok olaylar ileride çocuklarınıza, eşinize, arkadaşlarınıza anlatacağınız gurur verici değil, garibanlık anılarından öte şeyler değildir (bkz: gezginlerin garibanlık anıları).

kız arkadaşını alıp tatiline uçakla gitmek, indiğin havalimanından kiraladığın aracı almak, tertemiz odaları, mis gibi çarşafları olan oteline yerleşmek, kaliteli ve iyi hizmet alabileceğin mekanlarda yemek yemek ve eğlenebilmek, tüm bunları yaparken rahat ve kaygısız gezmek, keşfetmeye devam etmek dururken facebook gruplarında örnek gösterilen bu sefil hayat loser’lıktan başka bir şey değildir.
Bu bence biraz insanın kişiliğiyle alakalı. Kimisi lüks bir hayat yaşamak ister, kimisi cebimde 10₺ olsun ama huzurum bol olsun ister. Herkes şu hayatta kendi macerasını kendi belirliyor. Bana kalırsa hayattan bir şekilde keyif aldığın sürece gerisi pek de önemli değil.
çok yanlış bir bakış açısı.
bahsi geçen grupta mutlaka "loser" diye tanımlananlar vardır ama gerçek bu değil. grönland'in kuzeyinde hangi isim yapmış otelde kalacaksın? madagaskar'ın kırsalında hangi eşsiz ve pahalı yemeği yiyeceksin? kapitalizmin pençesine henüz düşmemiş yağmur ormanlarında hangi lüks mekanda kız arkadaşına hava atacaksın?
gezginlik başlı başına bir kültür. ve maalesef ülkemizde belli başlı bir kesime birkaç beden büyük gelen bir kültür.
yola çıkmak, gezgin olmak, yolda öğrenmek vb. felsefe olabilir, yaşam biçimi olabilir ancak ve ancak avrupa'nın başkentlerini gezip de o lüks mekan senin bu lüks mekan benim dolaşıp da instagrama milyon tane hikaye atmak asla değildir (bkz: turist)
kimisi 10 euroluk hostelde yeni tanıdığı insanlarla mutlu olur, kimisi 330 euro verdiği akşam yemeğinin fişini potansiyel kız arkadaşları "düşürmek" amacıyla instaya atarken. her ikisini de gördü nitekim bu gözler!
ama yargılamadım çünkü gezgin olmak tam olarak da bu bence. toplum tarafından sonradan belirlenen her türlü suni kalıp, tanımlama ve sınırı reddererek herkesten bir şeyler öğreneceği varsayımıyla herkesi olduğu gibi kabullenmek.
parası olmayan insanlara ne ara loser denir oldu? inanılmaz zengin olup doğduğu şehrin dışına adım atmayan insanlar var bu dünyada. gezmek insanı geliştirir, büyütür. böyle bir durumda da loser olma ihtimali ne olabilir? edindiğin tecrübeler değişir, öğrendiğin alanlar farklılaşır o kadar. ha bir de gezginler tatil yapmak için gezmez, keşfetmek için gezer. keşfeden, yenilenen insanda loser olamaz. he illa loser diyeceksek, keşke herkes loser olsa.
Gezmek her ne koşulda olursa olsun insana katkı sağlayan bir gerçektir.

Gezmek öğretir, gezmek gösterir.

“ biz ne gezginler gördük cebinde parası olsa da; çadır kuran, hostel arayan, couch sohbetlerine doyamayan. Biz ne gezginler gördük cebinde parası olmasa da çadırını paylaşan, ekmeğini bölüşen, evini ihtiyaç anında açan. “
öyle bir durumun olmadığı düşüncesindeyim. asıl kaybedenler keşfetme hevesine sahip olan fakat bunu yapmaya cesareti olmayan insanlardır. ha birinin parası vardır lüks gezer birinin yoktur daha mütevazi tercihler yaparak gezer. bu farklı bir durum. ama onun dışında gezmek istiyorsanız şartları çok düşünmeyin efenim gezin. dünyada keşfedilecek çok yer var.
'gezginlerin aslında loser olduğu gerçeği' başlığının aslında bir gerçeği yasıtmaması durumu
yaşadığın gezegeni keşfetmek ya da bunu denemek eziklik olmasa gerek. buna cesaret etmek hiç ezik işi değil. ayrıca ezik işi olsa nolcak ki... diyelim ki sadece ezikler geziyor bu sonucun neye faydası var. ezik olmayanlar da gezsin. önünden alan mı var?
ister loser olsun ister winner, mutlu oluyor mu? mühim olan tam da bu.