gezgin olarak hissedilen ilk anlar

Annemden uzak geçirdiğim ilk akşamın, egenin adını dahi bilmediğim bir koyunda çadırda yatarken hissettiğim andır.
Otostop çekerken kimse durmayınca gezginim lan ben diyerek 25 kilometre yürürken farkına vardım.
Pariste 17 saat yürüyüp 40bin üstü adım attığım, gece ya da sabahın( bilemedim uykusuzluktan)tren garında sonlandığı zaman.
sırt çantasıyla metrobüse bindiğimde herkesin bana baktığı o an
memleket muhabbeti açıldığında karşımdakinin memleketi hakkında gezilip görülebilcek yerlerden yemeklerine kadar sayabildiğim vakit kendime gezgin diyebilmiştim.
çantanı yüklenip evden çıktıktan sonra arkandan kapıyı çektiğin andır. nedense her yola çıktığımda belki de en heyecanlı an kapıyı kapattığım an oluyor. ilk hissettiğim an bu an mıdır bilmiyorum, ama uzun zamandır çantamı yüklenip kapıyı her kapatışımda bunu hissederim.
sırf daha poser oldukları için benden daha az gezenlerin kendilerini "gezgin" veya "traveler" diye adlandırdıklarını ve çevredekiler tarafından da böyle kabul edildiklerini fark ettiğim an. o zamana kadar kendime hiç gezgin dememiştim.
Hiç bilmediğim bi şehre gidip kafama göre gezdiğim ilk an. Yol iz bilmeden canın nasıl istiyosa öyle gezip dolaşıyosun ya, heh işte tam o an.
kesinlikle çantamı sırtıma alıp o ilk adımı attığım ve o telefondan playlistimi başlattığım o an. müthiş bir heyecan!