#tüm gunlukyumurtakartonu entry'leri

çok milliyetli arkadaş çevresinin pişmanlık olduğunu gösteren maçtır.
elin italyanı gitmiş wassap storysine 3-0 etiketiyle şu videoyu koymuş.
sonra neymiş efendim futbol dostluk futbol kardeşlikmiş. futbol yüzünden kalp kırılmazmış. n*h.
12 yıllık tek dostumun babasıdır.
bahsi geçen çocuk kankim değil kardeşidir.
çocuk halinden memnundur, genel olarak "recep" ismini kullanıyordur.
baba emekçi anadolu ustasıdır, gurbetçidir de aynı zamanda.
gençliğinin uzun yıllarını almanya'da geçirmiş, gelip burada ev araba alarak maddi durumunu yukarı taşımış, hala daha çalışmaktan vazgeçmeyen sabit fikirli ama iyi yürekli bir babadır.
çocuğa birinin ismini vermeyi hep saçma bulmuşumdur.
yok peygamber ismi, yok mustafa kemal, yok recep tayyip, yok dedesinin adı, yok kocamın babannesinin adı, vs vs. dedem doğduğum gün bana bakmış ay gibi kız demiş koymuş ismimi. bundan iyisi yok. ebeveynleri akla ve mantığa davet ediyorum.
1st - (bkz: sangria) ; dünyanın en iyi yaz içkisidir. ben ki şarap sevmeyen insandım bu ispanyol mucizesini tadana kadar. gerçekten sangrianın mutlulukla bi ilgisi var.

2nd - (bkz: crafty apple) bir cider çeşididir. ve bu da aslında şaraptır.
yazın işten çıkınca evimin altındaki (macLaren's gibi aynen) british pubına oturuyorum apple cider ve patatesimi hafif rüzgarda miskin miskin tüketip eve çıkıyorum.

duş ve yemek sonrasında da sangriamı alıyorum karikatür okurken abuk sabuk şarkılar dinleyerek yudumluyorum.
ben şarap sevmem diye ortalıkta gezen beni "sen daha sana uygununu bulamamışsın" diyerek yerle bir eden 2 şarap bazlı içecek benim için yazın vazgeçilmezi oldu. olsun, rutinim muhteşem, yaşıyorum bu hayatı.
kıraç'ın şarkısının introsunu duyduğum an hayatıma son vermek istedim.
dedim ki; neden?
devamı çok da fena değil ama dinlenmiyor abicim. o mehter havasındaki "haydi haydi haydi haydi haydi" nedir o yauv.
sen gerçekten fenerin 100. yıl marşını yazan adam mısın? aradaki farka bakar mısın? ayıp.
Mustafa sandal'ın şarkısı da yani adam popçu gayet sıradan bi pop şarkısı yapmış. milli olacak bi tarafı yok. söz yok müzik yok. estetik yok. tırıvırı.
rezil iğrenç değil ama abicim şu tarkan'ın yazdığı şarkının yanından geçmiyor ya hiçbiri.
hala adamın 20 yıl önce yaptığı şarkıyı dinliyoruz lan. (bkz: işini severek yapmak)
10 yılda ülke nasıl her konuda geri gider?
next!

edit:büyük bi hata giderildi. uyaran yazar arkadaşa teşekkürler. :)
İnsanların birbirini en iyi şekilde tanımasını sağlayan ilişki türlerinden biridir. Ve bu ilişki türünde en önemli şey partnerlerin “sevgi dili”dir.
Yakın ilişkilerde en büyük sorun şu oluyor; buluşmalar zamanla özlemekten ziyade sorumluluğa dönüştüğü için partnerler yüzeysel konuşmalar içinde oluyorlar. Derin konulara girmiyorlar bu nedenle de birbirlerini yüzeysel tanıyorlar.
Ama uzak mesafe ilişkisinde elinizde olan tek şey iletişim. Bu nedenle yüzeysel ilerleme imkanı neredeyse ortadan kalkıyor ve gerçek anlamıyla tüm günü paylaşabiliyorsunuz. (bkz: teknoloji) sayesinde.
Eğer siz ya da partneriniz temas bağımlısı biriyseniz, uzun mesafe ilişkisi pek size göre değildir, her bireyin sevgisini ifade ettiği dil farklıdır. Bunu çözmüş bir şekilde bu ilişkiye başlanırsa yürütmek asla zor olmayacaktır.