#tüm gozdesimsek başlıkları

hiç görmediğiniz insanlarla gönül bağı kurmak

hiç görmediğiniz ama enerjisini een içten hissettiğiniz, sevgisi kalbinize dokunan insanlardır.

sevgi böyle bir şey işte, ne kadar becerebilirseniz sevmeyi o kadar yayılır enerjisi sonra etrafınızdaki insanları aşar, onların yakınlarına, sonra onların da yakınları derken derken şehirleri ülkeleri aşar.

duygular şelale, sımayli.

öptüm seni

erkek psikolojik şiddetine maruz kalan kadınların gerek kıvrak zekalarını kullanarak gerekse erkeklerin kıvrak olmayan zekalarını kullanarak onlardan nasıl kurtulduklarını ya da intikam aldıklarını anlatan hikayelerin yer aldığı roald dahl imzalı kitaptır.

şiddetle tavsiye ederim, okuyunuz.

cadılar

(bkz: roald dahl)'ın çocuklar için yazdığı öyküdür.

bir çocuğun büyükannesiyle birlikte cadıların olduğu bir otelde konaklaması ve başından geçenleri anlatır; çok güzel çok keyifli bir hikayedir.

charlie'nin çikolata fabrikası

(bkz: roald dahl) 'ın çocuklar için yazdığı sonrasında filmleştirilen hikayedir.

fakir bir çocuğun willy wonka çikolatalarınından çıkan altın bileti bulup çikolata fabrikasına girmesiyle değişen hayatını anlatır.

roald dahl

hikaye ustası norveç'li yazardır.

çocuklar için yazdığı (bkz: charlie'nin çikolata fabrikası) ve (bkz: cadılar) kitapları en çok bilinen ve benim deen sevdiğim kitaplarıdır.

yetişkinler için yazdığı kitaplardan ise (bkz: öptüm seni) ve (bkz: şeker henry'nin inanımaz öyküsü) hikaye kitaplarını çook severek okudum.

bekir aksoy

mimar sinan mezunu olduğuna inanamadığım ve dün ilk defa tiyatro sahnesinde izlediğim “oyuncu”dur.

-doktor suat, hastayı kaybediyoruz!

arda aydın

ülkemizde nadir bulunan oyunculardan, yetenekli, çok yönlü, çalışkan, bulunduğu yeri hakeden, her projenin altından alnının akıyla çıkan...

kendisini tiyatroya ilk başladığım yıllarda cef tiyatrosu'nun hamlet oyununda izlemiştim o günden beri takip ediyorum ve hiç başarısız işini görmedim; maşallah diyelim.

kendisini gezi döneminde verdiği gezi desteğinden ötürü "performans yetersizliği" bahane edilerek, şehir tiyatrolarının en yetenekli oyuncularından birine yapıldı bu, şehir tiyatrolarından kovuldu. sonrasında verdiği haklı mücadeleyi kazanarak şehir tiyatrolarına ger döndü. nadiren de olsa işliyor gözünü sevdiğimin adaleti.

felatun bey ve rakım efendi

ahmet mithat'ın yanlış batılılaşmayı işlediği ve hikayenin sonunda yanlış batılılaşanın düşkün duruma geldiği, doğru batılılaşanın ödüllendirildiği edebi eserdir. yer yer ağustos böceği ile karınca hikayesini anımsatır.

2017-2018 sezonunda selçuk soğukçay'ın oyunlaştırıp, yönetmesi ile şehir tiyatroları tarafından sahnelenmiştir. oyunu dün gece açık hava tiyatrosu temsilinde izledim; başarı ve enerji grafiği oldukça yukarı da başlayan ve gittikçe düşen bir oyun, nazarımda bir oyunun özellikle müzikal tatta bir oyunun başına gelebilecek en büyük talihsizliklerden biri.

zaten oyunun pek de talihli olduğunu söyleyemeyiz, oyunun başına gelmiş iki çok iyi şey var biri sahne tasarımcı (bkz: nurullah tuncer) diğeri baş rol oyuncularından biri (bkz: arda aydın). dekoru gördüğünüz an da eğer nurullah tuncer'i biraz takip ediyor ve bir kaç oyunu izlediyseniz hemen onun tasarımı bir sahne olduğunu anlarsanız, yine oldukça basit malzemeler ve hareketlerle, altmetini yüksek ve başarılı sahne matematikleri yaratmıştır.
arda aydın ise her oyunda olduğu gibi bu oyunda da ne kadar yetenekli ve çok yönlü bir oyuncu olduğunu gözler önüne serer.
geri kalansa -tüm emeği geçenlerden özür dileyerek- korkunçtur. ayşegül işsever, arda aydın dışında müzikal yeteneği olan, iki satır şarkı söyleyebilen, estetik dans edebilen yoktu sahne üzerinde hele o dansları ve koroyu oluşturan yardımcı oyuncular -anlatıcılar dışında- aralarında hiç bir senkron bulunmayan insana "daha önce hiç bi sahneye çıkmadınız" dedirten cinstediler.
ikinci başrol oyuncu (bkz: bekir aksoy) ise o da gerçek bir faciaydı, sahne üzerinde sürekli poz kesen, yampirik yampirik adımlarla yürüyen, sadece sesiyle oynamaya çalışan bir oyuncu düşünün ve bunu arda aydın gibi kabiliyetli bir oyuncunun yanında düşünün... bekir aksoy'u izlemek bana ıstırap verdi.


oyunun didaktik işlenmemiş olması oldukça hoşuma gitti keşke sonunda da önerme açıklaması yaptırmasalardı, kör gözü parmak hiç sevmiyorum ben.

müziklerin tamamı oldukça başarılı, dinlemesi keyifli ve oyunla bir kompozisyon bütünlüğü sağlamış haldeydi fakat tarz olarak oyunla ne kadar bütünlük sağlamıştı emin olamadım, belki de benim eski kafalılığım bilemedim.

işin özeti yine bir iki oyuncusu, müzikleri, dekoru, kostümü ve ışık tasarımı çok iyi yapılmış kötü bir oyun izledim.

ülkemizde güzel şeylerin cezalandırılması

bakınız; gezgin festival’in iptal edilmeye çalışılması. bu kadar kucaklayıcı, bu kadar güzel, hem ülkeye hem de van şehrine maddi manevi katkı sağlayacak bir festivalin ayakta durmasına, bu güzelliğin var olmasına tabi ki karşı çıkacaklar olacaktı. çünkü bu ülkenin çok büyük bir kısmının sevgiye, iyiliğe, güzelliğe, keşfetmeye, gelişmeye ve dönüşmeye alerjisi var.
tecavüz, çocuk istismarı, ensest ilişki, çocuk gelinler, doğum yaparken ölen çocuklar, şiddete maruz kalan kadınlar için ses çıkarmayan bir takım ahlak bekçileri alkollü içecek tüketiliyor diye, kızlı erkekli gruplar yer alıyor kesin bunlar seks yapıyordur diye, ki yapıladabilir her iki tarafında rıza ve biyolojik uygunluğu varsa buna kimse karışamaz ama tabi nerden bilsinler onlar cinselliğin böyle bir şey olduğunu, uygun bulmamışlar bu festivali! allah akıl, fikir, vicdan nasip etsin dilerim en yakın vakitte.
kaymakamlık ve valilikten nihayi karar henüz bekleniyor, umarım bu örümcek beyinlilere, bu güzelliğe tahammülü olmayan korkunç insanlara pabuç bırakacak bir karar ile neticelenmez...
gezginfestedokunma