karşılığında konaklama ve yiyeceği bedavaya getirebileceğiniz, gittiğiniz yerde daha uzun kalmanızı sağlayacak ve o bölgenin kültürüyle, normal gezen birisine kıyasla daha çok haşır neşir olacağınız durumdur.

bir de gerçekten içten gelerek yaparsanız seyahatinizi güzelleştirip unutulmaz deneyimler elde edersiniz

örnek, taylandın küçük köylerinde çocuklara ingilizce öğretmek (kimse kapitalist dünya sömürge vb demesin rica ediyorum)
veya afrikada bir okul inşaatına beden gücünüzle katılmak.

tabiki hostellerde konaklama-yemek karşılığı yardımcı olmayı da belki sayabiliriz.
Covid-19'un pandemi döneminde gezemeyen gezginlerin yerine gezmiş olduğu şu dönemde uzaylı genine sahip olma ihtimali yüksek yazardır veya semptom göstermeden atlatmıştır. Bu yazarlardan da birisi benimdir.

Şunu belirtmeliyim ki, aile mesleği olarak kendi mesleğimden geriye kalan zamanlarda esnaflık yapmama, Temmuz ayında Türkiye'ye dönmeme rağmen o tarihten beri 5 farklı şehri farklı zamanlarda toplam 12 kez ziyaret etmeme (2 uçak ve sayamadığım kadar otobüs yolculuğu ile), ağustos ayından beri mesleki gereklilik gereği adliye ve duruşmalardan çıkmamama rağmen hala geçirmediğim hastalıktır.
Mirastan feragat sözleşmesinde şekil açısından eksiklik olmasına ve taraflardan birisinin okur yazar olmamasına yönelik iddiasına ilişkin bu saate kadar yargıtay kararı okudum. Bir şeyler buldum ve inşallah işe yarar şayet işe yaramazsa çok üzüleceğim. Hatta bulduğum şeylerden birisi eğer olursa yarın adliyenin starı benim...
bahçeli olmak, garaj kapısına sahip olmak, girişte kontrol noktası, güvenlik olması.
allah'ın dağında site şeklinde olması ve tahminen toplu taşımayla gidilemeyen yerler.

(bkz: fortress europe)

(bu muhitte yaşayan insanlar adına) dışardaki insanlar çok kötü zaten hepsi sizi düzmek için sıraya girdi bekliyor. bir tek siz insansınız biz hayvanız zaten.
Herkesin şekil fotoğraf çekilme umuduyla gittiği, etrafında zibilyon insanın komikce poz verdiği eğrimsi yapı.
Umrumda olmayan korkudur. Otosansürü olan biri değilim söylemek istiyorsam söylerim bunu korkudan ötürü ya da sırf silivri soğuk diye fikirlerimi gizlemem. Bundan ötürü zaten kendi adımla açtım sözlük hesabımı da. Yav düşüncelerimi ya da gerçekleri söylemekten korksaydım gazeteci olmazdım zaten.*
Kaçkar Dağları, Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan bir dağ sırası. Kuzey Anadolu Dağları'nın doğudaki bölümünü oluşturur. Doğusundaki birçok zirvesi 3500 m üzerindeyken, batı kesimi 2000 m yüksekliğe kadar ulaşır. En yüksek noktası olan Kaçkar Kavrun Dağı 3932 m yüksekliktedir. Aynı zamanda bu dağ Türkiye'nin en yüksek 4. dağıdır. 1994 yılında milli park ilan edilmiştir. Milli parkın büyük bir bölümü Rize ili Çamlıhemşin ilçesi sınırları içinde, küçük bir bölümü de Artvin ili Yusufeli ilçesi sınırları içinde kalmaktadır. Kaçkar dağlarına gitmeden Karadeniz gezilmiş olmaz kanımca. Eksik kalır. Bu Ağustos'ta kaçkar dağlarına gidip orada günlerce kamp yapma planım var. Akabinde kısmetse Kaçkar dağına tırmanmak istiyorum. sizde böyle bir faaliyet planlıyorsanız tavsiyem tunç fındık'ın kaçkar- verçenik tırmanış rehberi kitabını edinmenizdir. muhakkak bölgeyi tanımada, rota planlamasında işinize yarayacaktır.
yüksek yargı organı olan Yargıtay, Türkiye'nin dört bir yanından gelen davalara ilişkin vermiş olduğu kararlardır. Bu kararlar aynı zamanda emsal teşkil etmekte olup, hakim ve avukatların kanundan sonraki en önemli materyalidir.
tasarım odaklı düşünce sistemi adı üstünde bir sistem ama kapalı bir sistem değil. yani konuya ADd özelinde bakarsak, bu sistemin ufkunu öyle bir geniş tutuyorlar ki her an değişebilen koşullar ve ihtiyaçlara göre şekillenip, bazen kreatif ajans oluyorlar, bazen danışman, bazen yol gösteriyorlar, bazen yol yakınken dön diyorlar. işini şansa bırakmamak ve yeni ufuklar açmak için güzel yöntem.
(bkz: ben)
Yazın rail kamplarına gitmiş ve Muğla’dan İstanbul’a otostopla gelmiş biri olarak ayrıca bir de ev arkadaşımın belirtisiz şekilde korona olmasını da işin içine katarsak o kadar çok burun buruna kalıp hala nasıl korona olmadığım konusunda bir şaşkınlık yaşıyorum. Fakat şöyle ki geçen sene şubatta korona Türkiye’de olmadığı halde hayatımda ilk kez yatağa düşüp 2-3 hafta kalkamamıştım bildiğin o sıra koronayı atlattığıma dair garip bir inanç var içimde ama buna dair kanıtım yok.*
Önü açık bir yer bulmak zor olsada beni gün batımında gökyüzünün renkleri hep cezbetmiştir. Hava kirliliğinden olsa gerek çok güzel görünüyor.
normalde duyduğumuzda kapattığımız fakat yola çıktığımızda arabada radyoda çıktığında çok hoşuna giden müzik türüdür
polonya içinde veya çevre ülkere 25cent gibi fiyatlara yolculuk yapabileceğiniz öğrenci dostu firma.
Yargıtay, Türkiye'nin dört yüksek yargı organından birisidir. Adli yargı ilk derece mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir.
Avrupa’da yaşayan Türkler (özellikle 60 furyasıyla birlikte) daha çok taşradan çalışma amaçlı gitmiş insanlardan oluşuyor. Bugün hangi ülkeye gitseniz taşrada yaşayanın daha muhafazakar olduğunu görürsünüz. Bu sebeple çok da şaşırtmayan bir durum bence.
19-28 şubat: isviçre - fransa
2-12 mart: gücristan
15-19 mart: italya
21-26 haziran: italya
28 haz - 2 temmuz: romanya
4-8 temmuz: isviçre-fransa
9-15 temmuz: ermenistan
22-29 temmuz: yunanistan
28 eylül: yunanistan
29 eylül - 5 ekim: italya
6 ekim: yunanistan
8-9 ekim: almanya
8-10 kasım: almanya
10-11 kasım: macaristan
12-16 kasım: almanya
25 kasım-1 aralık: lüksemburg

2018'de ilk seyahat rotam ise şimdiden belli: 28 ocak - 1 şubat dubai (birleşik arap emirlikleri) - öncesine bir süpriz girmezse, şimdilik durum bu.

bol gezmeli bir 2018 dilerim!