#tüm juvenil entry'leri

kendisini tanımam etmem ama iranda izinsiz mülke girip elektriğini kullandığı videosunu izledim, malezyada izinsiz kaldıkları yerde gözaltına alındıkları sonraki acıtasyonunu ekşide okudum. yaptığı hareketler kesinlikle bir gezginin ruhuna aykırı olan soytarının teki. adamın yaptığı bildiğin hırsızlık ama trene kaçak nasıl binerim, şurda kaçak nasıl kalırım paylaşımlarının yapıldığı ergen sayfalarında bu kadar fenomen olmasına şaşırmadım.
kuşadası'nın en güzel yanı içerisinde barındırdığı dilek yarımadası milli parkıdır. park içerisinde karadan gidilebilecek sırasıyla içmeler, aydınlık, karaburun ve karasu olmak üzere dört koy bulunur. Koyların hepsi güzel ancak benim favorim karasudur. diğer koylara askeriye olduğu için ulaşım yok ancak deniz yoluyla gidilebiliyor. kuşadası merkeze dönecek olursak tamamıyla leş, barlar sokağı bomboş mekanlar da zaten at hırsızı tipli heriflerin elinde. bu gidişle birkaç yıl sonra turizm beldesi olmaktan çıkacaktır.
aslında bir yol filminden ziyade hayatta kalma mücadelesini içeren bir film,(bkz: the way back) sibiryadan himalayalara uzanan bir yolculuğu ele alıyor ve çekimler nat. geo. ekibi tarafından yapılmış. farklı iklimler altında harika manzaralar görmek mümkün
daha önce birkaç kez gitmişliğim var bu caddeye ancak mağazalar ve kafelerden başka hiç bir esprisini göremedim. ne bir nostaljik dokusu ne de mimari bir güzelliği var kesinlikle overrated olduğunu düşündüğüm bir cadde. hayır dolaşanlar da kendilerini via montenapoleone'de zannediyor öyle bir hava.
kırıkkaleli arkadaşlar kızmasınlar ama türkiye' de gittiğim en kötü şehir kesinlikle kırıkkale. üniversitede bir arkadaşımın memleketi diye beraber gitmiştik, gerek şehir merkezi olsun gerekse de keskin ilçesi olsun nasıl bir yer olduğunu hala çözemedim.