everest dağı

dünyanın yeryüzündeki en yüksek tepesi,himalaya dağlarının zirvesi.
ismi o zamanlar ingiltere sömürgesi olan hindistan'da bulunan, ingiliz kadastro müdürlüğü tarafından konulmuştur.

yandex'le tırmanmak için link

buraya tırmanırken 290'ın üzerinde insan ölmüştür.

ölenlerin isimleri için link

everest dağı - trex-JnRll
Dünya'nın en yüksek zirvesi. En yüksek diyince belki yeterince hakkını vermiş olmayız. Şöyle diyelim efendim; 8km. Evet, deniz seviyesinden 8KM gökyüzüne doğru sadece kendi gücünüzle tırmandığınızı düşünün. İşte Everest budur. Burası dünyadaki gerçek gezginlerinin hayalini süsleyen en son destinasyondur. Şöyle ki; kendi ülkendeki şehirleri gezersin, yetmez, komşu ülkeye gidersin, yetmez. Bir sonrakine, o da kesmez, bulunduğun kıtadaki tüm ülkelere gidersin ama birşeyler hala eksiktir. Maddi imkansızlıklardan zorunlu aralar verilse de, ilk fırsatında ülkenin bulunduğu kıta dışına seyahat etmek tek amacındır, ve diğer tüm kıtalara. En son dünya turu yaparsın tamamlarsın. Ama yetmez; Bazı şeyleri not alırsın; Güney Amerika turu yaparken amacın en alta kadar inip Antartika'ya dünyanın en uç nokasına ayak basmaktır. Patagonya'da uyumaktır. Kuzey Amerika'da route 66 yapmak, Kuzey Avrupa'da kuzey ışıkları altında kamp atmak. Asya'da tirans-siberia treni, baykal gölünde yüzmek, en derin yer olduğunu düşünerek. Bu ve diğer herşeyi yapınca gözler bir tek yere çevrilir. O'na! Dağcı olsun olmasın, her gerçek gezgin mutlaka bir gün Everest'e çıkma hayalini taşır. Taşımıyorsa ya gerçek anlamda bir gezgin olamamıştır, ya da henüz Everest'i yeterince tanımıyordur. Everest'e çıkanlara 'neden?' diye sorulduğunda herkesin ortak bir cavabı vardır. 'Everest? Because it's there'. 'Dünya insanlık tarihi boyunca milyarlarca insan geldi geçti hiçbirisi benim şuan bulunduğum bu yükseklikten daha yükseğe çıkamadı, başardım' diyebilme çabasıdır. Kimisine göre saçmadır, kimisine göre sonsuz huzurun doruk doktası. Buradaki mesele, sadece en yükseğe çıkma meselesi değildir. İnsan oğlunun kendini sokabileceği en zor ve en çetin doğa şartlarına gönüllü olarak girmek ve mücadele etmektir. Bu öyle bir adrenalindir ki, 15 dakika sonra ölebilirim düşüncesiyle yaşamaktır. Nitekim 200'den fazla insan Everest'e tırmanırken ölmüştür. En ilginç yanı da öldünüz diye kimse 1 dakika durup yasınızı tutmaz, dönüp bakmaz. çünkü öyle çetin, öyle zor doğa şartları altında olursunuz ki, inanılmaz bir soğuk, kar fırtınası ve oksijen eksikliği. Yani, everest'te ölürseniz everest'te kalırsınız. Kimse cesedinizi taşımaz, daha doğrusu isteseler bile taşıyamazlar. Nitekim zirveye çıkan bir çok yolun etrafında cesetleri donmuş şekilde görmeniz mümkündür. Yaz aylarında havanın 'nispeten' iyi olduğu günlerde bu cesetler zaman zaman kar yüzüne çıkar. Zirvede 4 dakikadan fazla kalamazsınız. Bu hem dönüş planınıza bağlı kalmanız için önemlidir, hem de arkadan gelen diğer onlarca kişinin hayatını tehlikeye atmamamanız için hayatidir. Zirvede fazladan kalacağınız her saniye sizin ve arkanızda bekleyenlerin ölüme doğru yaklaştığı bir andır. Bu kadar laf yeter bize görsel ver diyenler varsa, entry ile aynı ismi taşıyan 'Everest' filmini şiddetle izlemesini öneririm. Filmde geçen tüm olaylar da gerçek bir everest tırmanışında yaşanmış gerçek olaylardır.
everest dagidir bizim dagimiz
orda kabul olur butun duamiz

diye diye hayatimda bir sene daha gitti.

ayrica bunun filmi de var;



(bkz: baltasar kormakur)'un yönettiği 2015 abd-birleşik krallık ortak yapımı biyografik macera filmi. dünyanın en zor tırmanışlarından biri olan everest dağı'na tırmanırken 1996 yılında ortadan kaybolan yeni zelandalı dağcı rob hall ve arkadaşlarının gerçek hikayelerinden uyarlanan film, 120 dakikalık uzunca bir yapım. filmde başrollerde jason clarke, keira knightley, thomas m. wright, emily watson, jake gyllenhaal, robin wright ve josh brolin gibi ünlü oyuncular var. son olarak, filmin imdb.com puanı 7,1/10.
en büyük hayallerimden biridir everest zirvesini görmek, ama başlamak için bile 15.000$ - 30.000$ arasında bir harcama yapmak gerektiği için biraz imkansız görünüyor.
önemli olan imkansızı başarmak değil miydi ?
astım hastası olduğumu öğrendiğim yer.

Everest Base Camp’ in hem Tibet tarafi hem de nepal tarafına tırmandık. nepal tarafı 2015' te gayet ferah ve muhteşem manzaralarla, yollarla bir tırmanıştı.
tibet tarafı ise sanki nepal tırmanışında geçirdiğimiz muhteşem 2 haftanın öcünü alır gibi, çöldü.

dunyada gelebileceginiz en zor yerlerden biri tibet tarafındaki bu alan. Şartları vizeleri izinleri aylar sürüyor.

Herseyi tamamladiginizda isler bitmiyor elbet, mutlaka bir acenta araciligiyla gelmeniz ve onlarca kontrol noktasindan gecmeniz gerekiyor, ve zorunlu. 80 tane benim sayabildiğim kontrol noktası vardı.

zirveye yakın base campingde, Hayatimin en zorlu gecelerinden birini gecirdim diyebilirim. Aslinda tum ekip olarak öyleydik. Yukseklikten kaynakli yasanan nefes sorunlari, bas agrilari ve butun campin uykusuzluk çığlıkları üstüne ölüm tripleri ve oksijen takviyeleri. gece çadırdan çıkıp bögürerek oksijeeen diye sızladığımı asla unutamam.
Hayatımın en unutulmaz anlarından biri.
everest dağı zirvesinin ana kamptan inanılmaz manzarası. everest dağı - everest-dagi-5gJ4k
Evet, içinde bulunduğumuz şu karantina günlerinde 1 ay önce geldiğim Nepal’den Everest Dağında nasıl mahsur kaldığımı ve nasıl kurtulduğumu anlatmak istedim.

05-06/03 (kathmandu)

Uzun yıllardır hayalini kurduğum Everest Dağının Ana Kampına tırmanma hayalim için vakit gelmişti. Kathmandu’ya iner inmez bir otele yerleşip bir sonraki gün sabah erkenden dağ için alışveriş yapmaya başladık. Her yerde The North Face çakması ürünler olduğu için üstümüzü bu marka ile donattık. Uçak rotası olan Luka rotasını pahalı olduğu için ( tek yön 170$ ) kullanmayacağımız için ve uzun rota olan Salleri-Phaplu rotasını yapacağımız için ihtiyacımız olan her şeyi şehir merkezindeki butik vari yerlerden tamamladık ve bir sonraki sabah 12 saatlik yapacağımız jeep yolculuğu için biletlerimizi alıp otelimizin yoluna koyulduk.

07.03 ( phaplu )

Evet, artık zaman gelmişti ve sabah saat 05:00 gibi jeep’in kalkacağı yere gitmiştik. Ufacık bir jeep’e 9 kişi sıkışarak çamurlu ve engebeli yollardan sanki off-road yaparcasına içimiz dışımıza çıkarak yaklaşık 12 saat boyunca ilerledik ve yaklaşık 15 gün boyunca yürüyüş yapacağımız Phaplu köyüne vardık. Amacımız burada kalıp sabah erkenden yürüyüşe başlamaktı ancak jeep yolculuğu sırasında sırt çantalarımız jeep’in üstünde olduğu için ve hava yağmurlu olduğu için ilk günden en büyük sorunla karşılaşmıştık! Uyku tulumlarımız dâhil her şeyimiz sırılsıklam olmuştu.
Kaldığımız Lodge’de hemen rica ederek sobayı yaktırdık ve tüm eşyalarımızı ortaya sererek kurutmaya başladık.


08.03 ( puiya)

Sabah eşyalarımız kuruyunca yürüyeme başlama kararı aldık ve tam çıkacakken bizim son kara yolu olarak bilfiğimiz Phaplu köyünden daha 2 gün yürüme mesafesinde olan Bupsa köyüne jeep olduğunu ve şayet köylülerle anlaşabilirsek bizi oraya götürebilceklerini öğrenir öğrenmez ortalığı ayağa kaldırarak bir köylü ile zar zor anlaştık ve bizi Bupsa köyüne kadar götürdü. ( hayatımdaki en berbat yolculuk )

Evet artık yürüyüşe başlayabilirdik.

Jeep’den iner inmez yürüğümüze patika yoldan yukarıya doğru çıkarak başladık ve 5. Dakikadan ‘ acaba pes mi etsem? ‘ demeye başladım. Evet bir sorun vardı normalde 10kg olması gereken sırt çantamız yaklaşık 21-22kg olduğundan ilk dakikalarda pes etmek üzereydim. Daha sonra çantamızı yere indirip herşeyin fazlasını atarak 5-6 kg’dan kurtulduk ancak yol o kadar engebeli ve zor ki 10 dakika yürüyorsak yarım saat dinleniyorduk. Hayatımın en zor günü bu olsa gerek. Omuzlarım gerçek anlamda çürümüştü artık. 4-5 saaatlik Puiya köyüne 8 saat geçmesine rağmen hala ulaşamdık ve artık hava tamamen karardığı için bir kayanın üstüne oturup çökmüktük. Kara kara ormanın içinde zifiri karanlığın ortasında ne yapacağımızı düşünürken önümüzden geçen köylü çocuklara para vererek çantalarımızı köye kadar taşımalarını rica ettik kendimizi hemen bir Lodge attık.

Bunun böyle olmayacağını anlayınca hemen o köyden bir Sherpa Porter (taşıyıcı-hamal) ile anlaşarak uyumaya çekildik.

09.03 (salleri)

Sabah erken ben, murat ve Sherpamız yola koyulduk ve yüklerimizin büyük bir çoğunluğunu taşıdığı için çok hızlı hareket ediyorduk artık. Bir dağın tepesine çıkıp tekrar ilerlemek için dereye kadar inip tekrar en tepeye çıkıyorduk ve yollar o kadar kötüydü ki yüklerimiz çok hafif olmasına rağmen sürekli ağrıdan bacaklarımıza kramplar giriyordu. En sonunda Salleri köyüne ulaştık ve hemen bir Lodge bulup uyumaya çekildik.

10.03 (benkar)

Evet artık her geçen gün rakkım yükseldikçe ve yükseğe çıktıkça oda fiyatları ve yeme-içme fiyatları artıyordu. Sabah erken uyanıp hemen yola koyulduk ve bir gün öncesinde olduğu gibi ilerlemeye başladık. Artık kas ağrısına o kadar alışmıştık ki bir noktadan sonra hoşuma gitmeye başlamıştı. Günde ortalama 6-8 saat yürüyorduk ve yine uzun bir yürüyüş sonrasında Benkar köyüne vardık.

Yürüyüş dediğime bakmayın arkadaşlar, bu yollar öyle bir yol ki sürekli çamurlu,tezekli bok kokulu yollardan ilerleyip sürekli bir yerlere tırmanıp iniyorsunuz. İki kişinin yanyana zor geçeceği yollar ve genelde sol tarafınız hep uçurum.

everest dağı - everest-dagi-aCnW6


11.03 ( lawi schyasa)
Bugün ilk defa ilk günde olduğu gibi isyan etmiştim. O kadar zorlu bir gün geçirmiştik ki artık kas ağrısından ve sırtımdaki hafif çantanın verdiği omuz ağrısından artık gözümden yaş süzüldü. Bitmiştim ilerleyemiyorum. Sürekli bir yerlerden tırmanıp iniyor,sürekli dağ geçiyorduk ve o gün gerçekten tükendiğimi hissettim. Yaklaşık 10 saat süren yürüyüşün ardından Lawi schyasa köyüne vardık ve yemeğimizi yiyip hemen uykuya daldık.

12.03 ( pheriche )

Evet arkadaşlar artık o berbat köy yollarından çıkarak büyük vadilerin ortasından yürümeye başladık ve hissediyordum çok yaklaşmıştık ve yollar güzelleşmeye başlamıştı. Artık hava o kadar soğumuştu ki üst üste içliklerimizi giymeye başlamıştık. Yüksek irtifadan dolayı zor nefes almaya başlamıştık artık yol ne kadar görsel olarak güzelleşmeye başlasa da nefes sıkıntısı nüksetmeye başlamıştı.
Pherince köyüne vardık ve hemen uyumak için odalarımıza çekildik.


13.03 ( gorak shep)

Sanırım en büyük hatayı bu günden sonra yapmaya başlamıştık. Normalde yüksek irtifa hastalığına yakalanmamak için 500metreden fazla tırmanmamamız gerekirken 1000 metreye yakın yükselmiştik ve son yerleşim yeri olan ve dünyanın en yüksek köylerinden olan gorak shep’e akşam üzeri vardık. Sabah Kala Pathar ve Everest Base Camp’a gidip geri dönecektik.


14.03 gorak shep)

Yükseltinin verdiği yorgunlukla ve oksijen az olduğu için gece hiç uyuyamadım ve baş ağrısından dolayı 4 gibi kalktım . Kala patthar’a tırmanıp everesti görecektik ancak hava kapalı ve çok kötü olduğu için onu yapamadık. Everest Baase Cam’a giderken hava daha da kötüleşti ve hastalığımız arttı. Baş ağrısı ve dönmesi çok yaşıyorduk ve Ana Kamp’a varır varmaz büyük bir fırtınanın ortasında kaldık.
Evet hedefime ve hayalime ulaşmıştım ama çok kötü bir durumdaydık. Kar fırtınası mermi gibi yüzümüze vuruyordu ve baş ağrısından duramıyordum. Hemen dönüş yoluna koyulduk ve kendimizi tekrardan köye attık.

Durumuz kötü olduğu için sigorta şirketinden helikopter talep ettik ve poliçemiz kapsamadığı için bunun mümkün olmadığı cevabını aldık. Dışarıda Müthiş bir fırtına ve hastalıkla beraber bir miktar ölüm korkusuna girmiş olabilirdim…

Daha sonra dışişleri bakanlığına ulaştık ve bizi buradan kurtarmalarını talep ettik. Net bir cevap alamadan fırtınadan dolayı tüm iletişim hatları ve internet koptuğu için beklemeyi ve bir gün daha burada geçirmeye karar verdik.

everest dağı - everest-dagi-OGswB

15.03 gorak shep - lukla

Artık o kadar rahatsızlanmıştım ki bir an önce irtifa kaybetmemiz gerekiyordu ve benim iyi olmamın tek çaresi buydu. Hala şebekeler yok ve saat öğlenin 12’si olduğu için yavaş yavaş aşağıya doğru irtifa kaybetme kararı aldık. Dışarısı -20 derece Gözlerim kararıyor, başım ağarıyor ve yüksek ateşim vardı. Ayakta duramıyordum. Aşağı doğru inerken bir anda telefon çaldı ve konsolosumuz bize helikopter göndereceğini ve nerede olduğumuzu sordu. Koordinatlarımızı verir vermez yarım saat içerisinde helikopter geldi ve bizi alıp Lukla’ya indirdi. Hemen sağlık ocağı vari bir yere giderek tedavi altına alındık.


16.03 Kathmandu

Ertesi sabah lukla köyünde bulunan mini havaalanında planör tarzı 20 kişilik bir uçakla hemen Katmandu’ya indik ve uçağımızı erkene alıp Türkiyeye döndük.

Masraflar: Kapı Vizesi,Alışveriş, Konaklama, yeme-içme ve Jeep ücretleri de dahil 650$ gibi bir miktar harcadım.
everest dağı - everest-dagi-TeIhw