arap baharı

ortadoğu coğrafyasında tunus'ta başlayıp bütün bir coğrafyaya yayılan arap baharı, suriye'de farklı bir seyir izlemiştir. uğradığı her ülkede kısa sürede ya rejimi değiştiren veya yapılan reformlarla sona eren gösteriler, suriye'de başarılı olamamış ve bir iç savaşa dönüşmüştür. 2010 yılında başlayan ve 2011 senesinde olgunlaşan arap dünyası'ndaki isyanlar dünya ülkelerinin dikkatlerini buraya çekmişti. çünkü bu bölgede mevcud ülkeler azımsanmayacak nüfusuyla gelişmiş ülkeler için ciddi bir pazar durumundadır. konumu itibari ile stratejik bir bölge, en önemlisi ise yeraltı kaynakları açısından dünyanın hassasiyetle takip ettiği bir yer idi. arap baharı ile arap dünyasındaki diktatör liderler birer birer devrilirken, orta doğu ile ilişkilerini bu liderler üzerinden yürüten dünya liderleri ise bu olayı endişe ile takip etmişlerdir. zira orta doğu ile ticareti olan ülkeler için bu endişe verici bir durumdur.
arap devletleri olan (bkz: tunus),(bkz: mısır)da başlayıp (bkz: libya) en son (bkz: suriye)ye sıçrayan hareket.
ne yazık ki hareket batılı sermaye ve suudi arabistan destekli olduğu için devrilen diktatörlerin yerine yenileri getirildi ve en son libya ve suriye'de iç savaşın çıkmasına sebeb olan hareket artık sönümlenmiş durumda.

ortadoğu'yu gerçekten de baştan aşağıya değiştirmiş süreçtir. 2008 gazze olaylarını hatırlayın, ne olmuştu?

1) israil gazze'ye girdi
2) türkiye kendi çapında lider ülke rolü kesmeye çalıştı.
3) mısır'ın aracılığıyla ateşkes yapıldı.

arap baharı sonrası, 2012 gazze olaylarında ne oldu?

1) israil gazze'ye girdi
2) türkiye kendi çapında lider ülke rolü kesmeye çalıştı.
3) mısır'ın aracılığıyla ateşkes yapıldı.

değişim gerçekten göz yaşartıcı.
arap devrimidir o. Tunus'da başlayan ve mısır, libya, suriye vs gibi bir çok ülkeye sıçrayan diktatörlükleri deviren ama karşı devrim ile bastırılmaya çalışılan, başından bu yana binlerce hayata mal olmuş ama bitmemiş bir süreçtir
orta doğu ve kuzey afrika topraklarındaki arap ülkelerinde rejim ve yönetim sistemini vuran siyasi harekettir. Bir söz vardır en kötü yönetim bile düşman işgalinden iyi dir diye işte bu sözün karşılığını bulmuş halidir. Resmen bir anda tüm bu coğrafyadaki ülkeler sarsılmıştır.
abd ve ab tarafından kapitalizme tam istedikleri gibi entegre olamamış arap ülkelerini yeniden düzenleme amacıyla tertip edilmiş tunus-libya-mısır'da en büyük etkisini göstermiş,onlarca arap ülkesini milyarlarca dolar zarara-iç savaşa-ölüme süreklemiş kanlı bir batı planıdır.
Arap baharına bizzat ortadoğunun bir çok ülkesinde gazeteci kimliğiyle şahit oldum. Sözde demokrasi talebiyle yola çıkılmış bu devrim hareketlerinin ardından kuyruğunu düzeltebilmiş tek bir ülke bilmiyorum. Ne istediklerini hiç bir zaman bilemediler. Aslında amaç her grubun kendi liderlerini yönetimde görmek istemesiydi. Sözde devrim hareketine yol gösterenler kesinlikle demokratik bir düzeni istemediler. Çünkü ilerde kendileri başa geldiklerinde iktidarlarını sağlamlaştıramazlardı. Bizzat devrimcilere maddi ve manevi destek veren devrimci bir liderle(!) aramızda geçen konuşmayı size isim vermeden aktarmak istiyorum.

Ben: türkiye'de de dikta yönetimine doğru gidildiğini düşünüyorum.
O: aslında islami yöneticilerin biraz diktatör olması gerekiyor
Ben: öyleyse siz neden diktatör dediğiniz başınızdaki yöneticinin gitmesini istiyorsunuz?
O: çünkü 33 yıl oldu ve üretmiyor.
ben: anladığım kadarıyla siz demokratik bir yöneticiden ziyade, çalışan bir diktatör istiyorsunuz.
O: tam olarak öyle değil aslında demokratik düzende şer-i hukuk uygulanamaz bu sebebten sert bir yönetim gerekmektedir, bunun yanında güzel işler de ortaya koymalıdır
ben: kaddafi gibi mi?
O: ?!?!

ps: kaddafi dönemi libyası internetten search edilebilir.
başlangıç tarihi teorik olarak 11 eylül olan bitiş tarihi belli olmayacak ortadoğu katliamı