ahmet kaya

ilk albümü 1985 yılında yapan ve 2000 yılında yaşamını yitiren toplumsal hareketlerin politik perspektiflerinin yanı sıra kültürel pratikler, değer, haz, duygu halleri yaratıyor olmasından hareketle, politik müziği bu yaratıların okunabileceği bir siyasal iletişim mecrası olarak gören sanatçı kişiliktir. (bkz: şafak türküsü)
devrimi halkına birçok şarkısıyla anlatmaya çalışmıştır. bunlardan birisi devrim için ölenlerin ardından söylediği;

BENİ TARİHLE YARGILA

"Titrek bir mum alevinin havaya bıraktığı bulanık bir is,
Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz
Beni bilimle anla iki gözüm, felsefeyle anla,
Ve tarihle yargıla..."

Bal değildir ölüm bana,
İdam gül değildir bana,
Geceler çok karanlık,
Gel düşümdeki sevgilim,
Ay ışığı yedir bana...

"Ahh... Ben hasrete tutsağım,
Hasretler tutsak bana
Bıyığımdan gül sarkmaz,
Bıyık bırakmak yasak bana,
Mahpus bana, sus bana.
Yağlık ilmek boynuma...
Sevgili yerine
Koynuma idamlar alır, idamlar alır yatarım,
Ve sonra sabırla beklerim,
Bulutları çekersiniz üstümden,
Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız,
Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana...
Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim,
Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum,
Gözlerimde güneş koşar,
Ve çiçekler ekersiniz, çiçekler ekersiniz toprağıma..."

Duygu bana, öykü bana,
Roman gibi her an bana
Hücremde yalnızım gel,
Gel düşümdeki sevgilim,
Soyunup hazırlan bana.

"Biraz sonra asmaya götürecekler beni,
Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni,
Hoşçakalın sevdiklerim;
Dört mevsim, yedi kıta, mavi gök...
Bütün doğa hoşçakalın...
Hoşçakalın sevdalılar,
Çocuklar, üniversiteliler, genç kızlar,
Sonsuz uzay, gezegenler ve yıldızlar,
Hoşçakalın...
Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları,
Sevda türküleri ve şiirler.
Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler.
Dağlarında yürüdüğümüz toprak,
Yalınayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın...
Hoşçakalın ağız tatlarım;
Sıcak çorbam, çayım, sigaram...
Havalandırma sıram, banyo sıram, kelepçe sıram...
Parkamı, kazağımı, eldivenlerimi, ayakkabılarımı,
Ve kalemimi, ve saatimi,
Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar
Hoşçakalın, hoşçakalın..."

Dostum bana, sevdam bana,
Soluğunu geçir bana,
Uyku tutmuyor gözüm,
Anılar sıraya girdi.
Gel anne süt içir bana.

"Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar,
Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar,
Yedi bölge, dört deniz,
Yedi iklim, altmış yedi şehir,
Okullar, mahalleler, köprüler, tren yolları...
Deniz kıyıları, balıkçı motorları, takalar,
Asfalt yolu boyu dizilmiş fabrikalar,
Ve işçiler ve köylüler...
Hoşçakal ülkem
Hoşçakal anne, hoşçakal baba, kardeşim,
Hoşçakal sevgilim, hoşçakal dünya,
Hoşçakalın dünyanın bütün halkları,
Sınırlı olmayan mekâna,
Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben;
En sevda halimle, en yaşayan halimle,
Gidiyorum dostlarım,
Hoşçakalın, hoşçakalın...
Beni yaşamımla sorgula iki gözüm,
Beni yüreğimle, beni özümle,
Bilimle anla beni, felsefeyle anla beni,
Tarihle anla beni,
Ve öyle yargıla.

Söz: Ersin Ergün
iyi ki doğmuş, iki gözümüz. gerisi teferruat, lafı güzaf.
tanıdığım en karakterli kürt asıllı türkiyeli sanatçı. devrime gönül vermiş, halkların kardeşliğini savunmuş bağlama ustası. nazım ile aynı kaderi paylaşmaktan hep korktuğu halde onunla aynı kaderi paylaşmak zorunda kalmış kaliteli sosyalist.
hayattayken göremediğim, canlı olarak dinleyemediğim ve tam arkamda posteri bulunan, sanatçı, aktivist ve insan hakları savunucusu.
mezarı paris'te bulunmaktadır. yılmaz güney ile komşudur.
hayatının son dönemlerini paris'te sürgünde geçirmiştir.
özgün müzik denince akla ilk gelen, aynı zamanda türkçe rock ve arabesk başta olmak üzere bir çok dalda eserleri bulunmaktadır.
kürt asıllı olduğu için ülkenin yarısının nefreti, sanatçı kimliği ve yaşantısındaki çizgisi sebebi ile de diğer yarısının kalbinden asla çıkmayan ve çıkmayacak olan sanatçıdır.
yıllar sonra değeri anlaşılmış, ama geç kalınmıştır.
sozluge uygun bir sarkisi yazilmali,

yillar oldu oralardan cikamiyorsun
baglanmis elin ayagin kacamiyorsun.
Dinlemeyenin çok şey kaybettiği, dinleyenin daha çok kaybettiği güzine abimiz.
Ahmet Kaya; Can Yücel’den, Nazım Hikmet’e, Orhan Veli’ye, Mehmet Akif Ersoy’a kadar bir çok şairin şiirini bestelemiş. Hatta çoğu kişinin şairlerle tanışmasına yardımcı olmuştur. Bu şairlerden birisi de Attila İlhan’dır.
Ahmet Kaya tarafından bestelenen Attila İlhan Şiirleri;
1- An gelir ( 1986)
2-Lili Marlen Türküsü (1986)
3-Sen İnsansın (1986)
4- Haçan ölesim gelir (1987)
5- tut ki gecedir ( 1987)
6-Acı ninni ( 1988)
7- Hiçbir şeyimsin ( 1991)
8-Yangın Gecesi (1991) Sözleri için tıklayınız.
9- Böyle bir sevmek (1992)
10-Rinna Rinnan Nay (1992)
11-Mahur (1998)
12-Grev (Dilekçe) (1993)
13- Ah (1993)
14- Cinayet Saati
15- Jilet Yiyen kız
Not: HaytHuytHareketi organizasyonlarında en güzel şiirler, tüm şairlerden okunur. En güzel şarkılar ise Ahmet Kaya’dan dinlenir. Ahmet Kaya’nın bestelediği şiirler ise daha bir ciddiyetle dinlenir.
ahmet kaya seven, dinleyen insan güzel insandır.

ahmet kaya denince tiksinen, "terörist" diyen insanın kalbinde nefretten, kötülükten başka bir şey yoktur.
şuanda yaşamasını isteyeceğim en büyük sanatçılardan birisidir. cem karaca, barış manço gibi.

şuanki halini, vaktini, tavrını, düşüncelerini çok merak edip, canlı olarak konuşmayı çok fazla isteyeceğim insanların başında geliyor. maalesef geriye kalan tek şey türküleri ve bize kalan düşünceleri.

izmirli bir beyaz türk olarak beni bile bu kadar etkileyebiliyorsa, bu adama terörist gözüyle bakanların kalbinin temiz olduğuna inanmam.
döneminde kürt ırkına yapılan baskılar sonucunda ortaya çıkmış bir sanatçıdır. hemen hemen her konuşmasında bu vatanı çok sevdiğini dile getirmiştir. hatta ülkemde son turnem adlı turnesini doğu illerinde değil daha çok batı illerinde yapmıştır. ve o turnedeki her konserinde şu cümleleri sarf eder: "biz türkiyeli demokratlar olarak namusum ve şerefim üzerine yemin ederim ki bu ülkeyi asla böldürtmeyeceğiz." bu cümle gibi bir çok cümle çıkmıştır ahmet kaya'nın ağzından.

ahmet kaya'nın bölücü olarak görülmesinin sebebi tam olarak şudur;
o dönem kürt olmak ayıptı, bölücülüktü ve ahmet kaya kürttü. fakat ahmet kaya bölücü olmak istemiyordu. savaş istemiyordu. aslında sadece herkesin huzur içerisinde yaşamasını istiyordu. fakat kimse ahmet kaya'yı anlayamadı. belki de o kendisini anlatamadı. ırkından dolayı kendisine bir yer bulamıyordu. ve o zamanlarda öyle büyük bir hata yaptı ki. o hata onun tüm hayatına mal oldu. o dönemde alenen çıkıp hain terör örgütü lideri, bebek katili apo'nun adını ağzına aldı. herkesin beklediği o hatayı yaptı ve bir daha geri dönüşü olmadı. yıllar sonra çıktı özür diledi. dönemin şartlarından ve o anın heyecanından dolayı böyle bir hareket yaptığını ve asla böyle bir yaşam tarzı olmadığını söyledi. fakat artık çok geçti ve uzun yıllar boyunca bölücü olarak anıldı. ardından yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. oradaki her konuşmasında şu 2 derdini anlattı. dediğine göre; türkiye'yi çok özlemişti ve ölmeden önce anlaşılmak istiyordu. beni ben öldüğümde değil şimdi anlayın diyordu. ne yazık ki ne türkiye'ye dönebildi ne de yaşarken anlaşılabildi.

ahmet kaya yıllarca türklerin ve kürtlerin türkiye cumhuriyeti sınırları içerisinde barış içerisinde yaşayabileceğini savundu esasen. bir dönem galeyana gelip söylediği şeyler ona çok pahalıya patladı sadece.