türkiye'deki gezgin profili

konuyla ilgili 10 entry daha
bir genelleme yapacak kadar bilgim yok açıkçası türkiye'deki gezgin profiline dair. çok farklı kafada, kültürde, mizaçta, çok farklı sosyal ekonomik düzeylerden gelen gezginler vardır. dolayısıyla genelleme yapmak zor.

ama genel şeyler söylenebilir. evet, artık birbirinden farklı dünyalara ait olan herkes instagram'da buluşuyor. gezenler fotoğraflarını paylaşıyor. yine de bazı ayrımlar yapılabilir. arkada bir doğa fonu olsa da ön planda kendi vücutlarını teşhir edenler, doğal peyzaj değil de gidilen mekanları ve içilen pahalı içkileri vs. teşhir edenler; bunlar bir grup olsun diyelim. bunlara, kapitalist tüketim ve teşhir kültürüne bulanmış, orta sınıf-beyaz yakalı steril yaşamlar süren, baba parası yemiyorsa haftaiçi 8-5 çalışan, haftasonu ve tatillere bir hayat sıkıştırmaya çalışan zavallı sistem mağdurları diyelim. bu tip insanlar çoğunluğu oluşturuyor. bu insanlar aynı zamanda toplumun bütün köleci-sömürgeci-benmerkezcil yerleşik ahlak normlarını da dibine kadar içselleştirmiştir. evet bu insanlar çoğunlukta. ve onlar her yeri zaptetmiş durumda, sosyal medya dahil. ama sırf onlardan kurtulmak için sosyal medyayı, paylaşımı, kendimiz gibi olanlara ulaşma umudunu, fotoğraf çekme hazzını terkedecek değiliz sanırım.

bu tür insanlar gezgin olmaktan ziyade "turist"tir. yolculuklarında spiritüel, manevi bir yan yoktur. boş boş gezerler. yolu sindirmezler, ruhlarında hissetmezler. sanırım artık karşı kutupta duran gezgin tipinden söz etmek gerek biraz da. her ne kadar burada yaygın olarak olandan ziyade olması gereken üzerine konuşuyor olsak da. gezginin yolculuğuna manevi bir şeylerin de eşlik etmesi gerektiğini sanırım her gezgin kabul eder. mark twain'de, melville'de, kerouac'ta, her zaman yolculuğa bir yaşam modunu arayış, bir tutku, manevi bir neşe eşlik eder. belki bu eski gezgin ruhların günümüzdeki devamcıları da, yolu sanatla, fotoğrafla (ama esaslı bir fotoğrafçılık uğraşıyla), yanda taşınan bir kalem ve bir parça kağıt aracılığıyla yazmakla, taşınan bir-iki kitap aracılığıyla da edebiyatla ilişkilendirirler. en azından, gezginlerin kafalarında, yolda sınamak ya da oluşturmak istedikleri taslak halinde, belli belirsiz bir fikir, bir ide, bir hayal vardır, yola, hayata, özbenliklerine, insanlarla olan ilişkilere ve dünyaya dair.

aslında ben kendim, söz etmeye çalıştığım iki tip arasında salınan birisiyim. beyaz yakalı çalışanım, ama genel normları ve steril beyaz yakalı turistik gezilerini sevmiyorum. part-time da olsa, haftasonlarıyla da kısıtlı kalsa, gerçek bir gezgin gibi seyahat etmeye çalışıyorum. yoldan beklediğim manevi bir şeyler var. en azından beni o rutinden, o olağan hislerden kurtarmasını, başka bir vizyon açmasını bekliyorum. bilmiyorum, belki de abartıyorum. aslında bazen sadece unutmak için vuruyorum kendimi yollara. kerouac'ın dediği gibi, birkaç dakikalığına kim olduğumu tamamen unutabileceğim o anı yaşayabilme umuduyla.