yüzüklerin efendisi

bizlere gandalf karakteriyle her zaman iyimser olabilmeyi, aragorn karakteriyle inanılan şeyler uğruna korkusuz olabilmeyi, legolas ve gimli karakteriyle farklılıkları bir kenara koyup birlik olabilmeyi, boromir karakteriyle hatalar yapsak da en sonunda telafi edebilmeyi, merry ve pippin karakterleriyle bizi aşacağını düşündüğümüz olaylarda bile başarma azmini gösterebilmeyi, sam karakteriyle her zaman sadık bir dost olabilmeyi ve frodo karakteriyle de başlanılan işte sonuna kadar gidebilmeyi öğreten; büyük yazar, büyük üstad tolkien'in fantastik üçlemesidir.
Kitaplarıyla edebiyat ve filmleriyle de sinema dünyasında çığırlar açan, hikayesi, mekanları, karakterleri, görsel efektlerini falan geçtim de soundtracklerine de ayrıca hayran kaldığım fantastik bilim kurgu fenomeni.
*spoiler*
"gondorlular, rohanlilar, kardeşlerim. gözlerinizin içinde, kalbimde yeşermesine izin vermediğim korkuyu görüyorum." diye başlayan ve beni benden alan konuşmaların olduğu, şerre karşı çok müstesna bir mukavemet gösterilen peter jackson şaheseri. ( tolkien zaten malumunuz)
Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği, Peter Jackson'ın yönettiği Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin birinci filmidir ve 2001 yılında gösterime girmiştir dünyaca ünlü ve herkesin sevdiği müthiş bir seridir kitaplarıyla ile de dünya edebiyatını süslemiştir ve bu seriyi çok sevenlere müjde dizisi çıkıyor


hiç izlemediğimi söylediğimde "ohaaa nasıl izlemezsin" sorularına maruz kaldığım ve insanlık suçuymuşcasına tepki yediğim film serisi. inatla izlemek istemiyorum
Ramazan ayında Çağrı filmini 10'ar dakika yayınlamaları gibi neredeyse her akşam yemek esnasında 15-20 dakika izlediğim, Rivendell'in suyunun akışına, Rohan atlarının koşuşuna, Gimli'nin sakalına, Ent'lerin son hücumuna öldüğüm hayal evrenlerinin başyapıtı. Sevmeyen biri ile münasebetimi kesmesem de maslahatgüzar seviyesine indiririm.
Her üç ayda bir açılıp soluksuz şekilde izlemek yıllık izinden daha rahatlatıcı etki verebilir
çok popüler ve overrated olmasına rağmen hiç izlemedigim seridir. orta dünya konulu olan hiçbir yapım dikkatimi çekmiyor nedense.
Ne zaman kötü durumlar yaşasam bu filmdeki "there is always hope" sözü aklıma gelir. Ve yeniden doğarım. Sanki bir paradoks gibi etki bırakır bu söz bende.