mardin

Gördüğüm en temiz şehirlerden biri. Tarihin içine şehir yapmışlar gibi . Gece eğlenceleri ile meşhur gidin gezin görün pişman olmazsiniz
Mardin’in sabah manzarası ayrı akşam manzarası ayrı bir güzeldir.Eski Mardin’de daha fazla zaman geçirmeniz size daha çok şey katacaktır.Gidin daracık sokakları gezin labirent misali nereye gittiğin belirsiz yerlere girin sadece yürüyün sağ-sol yapın ve sokakların sizi götürdüğü yere gidin kasmayın insanalar oralarda oturur gelin de bizim damdan seyredin derler isterseniz çıkar bakarsınız(bir kaçı liranızı isteyebilirler bunun karşılığında) iyice yorulup aşagı inin sonra Mezopotamya cafe olabilir Seyr-i Mardin cafe olabilir ya da sosyalist çevrenin takıldığı (En azından gözlemim böyle oldu) Leylan cafeye gidin,bir menengiç kahvesi için cok sert kahvelerden hoşlanıyorsanız mırra için mırraya helal tekila da diyebiliriz tek seferde dikilir genelde:)Acıkısranız bir cigerci Yusuf var orda yemek yiyebilirsiniz.(Hiç bir yer reklam amaçlı değilim sadece tavsiye)
Deyful zahferana gidin zamanınız varsa dara antik kentte gidin sonra bir midyata uğrayın sıla filminin çekildiği yeri ziyaret edebilirsiniz orda ben estel denen bir yer var mahalle Mi köyü mü bilemedim ama havası efsane hepsi tarihi ve gezilecek Konak tarzı yerler var buraları bitirdikten sonra Midyat-Nusaybin yolunda ortada olan Beyaz suya gidin dağdan çıkan Sudan bir akarsu oluşuyor ve efsane soguk bir suyu var insanalar yazın orda piknik yapar ve hınca hınç doludur çok güzeli oturma yerleri var suyun üzerine kurulmuş tahtalar ve o tahtalarda insanlar piknik yapar.Bilmediğim nice başka yerleri vardir ben bildiklerimi saydım.
Gelince pişman olmayacağınız bir şehir bence görülesi bir yer
medeniyetler beşiği güzel mardin ziyaret edildiğinde konaklama seçenekleri arasından taş otelleri şiddetle tavsiye ederim.

mardin kalesi, deyrulzafaran manastır, zinciriye medresesi, mor behnam kilisesi, kasımiye medresesi, ulu camii, dara antik kenti, mardin müzesi, sabancı kent müzesi, mor gabriel manastırı, surur hanı, meryem ana kilisesi görülmeye değer tarihi eserlerdir; aynı zaman da mardin sokak sokak, ev ev gezilerek özümsenebilecek, içinize çekebileceğiniz bir şehirdir.

kültür şehri mardin'in ev sahipliği yaptığı bir çok festivalin içerisinde uluslar arası bir film festivali ve bienal de yer almaktadır.
sarı renkli şehirdir. özellikle eski mardine çıktığınızda toprak, taş yapılar, sokaklar, her yer sarıdır. eski mardinin dar,labirent gibi sokaklarında gezmek, süryani şarabı tatmak, menengiç veya mırra içmek, artuklu kahvecisinden kahve,çerez ve bilimum ürünlerden hem tatmak hem almak yapılması gerekenler listesinde sayılabilir. süryani şarabını oturup tüketebileceğiniz yerler de var, hediyelik satın alabileceğiniz yerler de.
oturduğunuz yerlerde şarap tabağı istediğinizde doğu kültüründe olduğu gibi klasik bir tepsi gelir önünüze. içinde örgü köy peyniri, domates, salatalık vb. köy kahvaltısı tadındaki bu tepsi ile birlikte boğazda yağ gibi akıp giden şarapla günün tüm yorgunluğu geçer.
Her metrekaresi buram buram kokan Mardin, kuşaklar boyunca, büyük bir kültürel mirası taşıyan ve sürdüren, bu özgün havasıyla her daim ilgi odağı olan farklı bir kenttir. Diyarbakır , Urfa , Batman, Siirt ve Şırnak ile komşu olan Fırat ve Dicle nehirleri arasında Mezapotamya bölgesinin stratejik konumu ile yüz yıllardır önemli bir yerleşim mekezi olmuştur Mardin .Taş işçiliğinin en önemli sanatsal eserleri Mardin Mimarisinin ürünüdür.Hatta Kapadokya bölgesinde bulunan bir çok eserde Mardin Mimarlarının elinden çıkmıştır.
geceyi buzz gibi otogarına kıvrılarak, güvenlik görevlilerinin nedendir bilmem "burda kalmak yasak" bahanesiyle oradan oraya dolaştırmalarıyla ve sıfır uykuyla geçirdiğim; güneş doğar doğmaz ise tüm gece yağan yağmurun yerini görüş mesafemi yirmi metreye düşüren bir sise bıraktığını gördüğüm ve hayal kırıklığıyla başladığım şehir.

öğlene doğru harita yüklendiğindeyse tüm yorgunluğumu bi anda unutturan, her sokağını şaşkınlıkla yürüdüğüm eski mardin'de buldum kendimi. sanırım "büyüleyici" dersem en doğru tanımı yapmış olurum. labirenti andıran sokakların tadını çıkardıktan sonra; raflara bakarken artık basımı olmayan bir hasan hüseyin kitabına kavuşabileceğiniz mardin sahafına ve üşüdüğünüz zaman sobanın yanında ıhlamur içebileceğiniz fikret abi'nin kıraathanesine mutlaka uğramalısınız. esnafın güleryüzü ve hoş sohbetinin yanında bol bol tadımlık şarap ve yöresel kahve ikramı da şehri sevdiren küçük güzelliklerden.

güney kurtalan ekspresi'yle diyarbakır'a gidecekler için ise, ilçe otogarından sürekli kalkan minibüslere binerek kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. rotaya eklenmeli.
gitmek lazım ama kulaktan dolma bilgiler biliyorum sadece napılır ne edilir hiç bilmiyorum... aklımdasın mardin...
Mardin adını her gördüğümde istemsizce aklıma (bkz: turnam gidersen mardine) şarkısını getiren şehir.
Türkiye'nin büyükşehir statüsüne giren bir ili ve en kalabalık yirmi altıncı şehri. 2016 itibarıyla 796.237 nüfusa sahiptir.
Mezopotamya ovasının üstünde güneşin batışına karşı içilen bir kadeh şarap...
Dar sokakları tarihi yapısı ve halkıyla Dünyanın sayılı yerlerinden birisi. Gidince mırra içiniz