budapeşte

gidildiğinde mutlaka szimpla kert'e uğrayıp müziğin ve içeceklerin tadının çıkarılması gereken şehir.
kesinlikle yalnız gezilmesini tavsiye etmediğim şehir. sevgilinizle gidin a dostlar! ha sevgiliniz yoksa muhteşem ışıklandırılmış şehrinde akşamları gezerken üzer sizi bu şehir. kanımca paristen daha bir aşıklar şehridir anlayacağınız.
"canım ilk göz ağrım" dediğim şehir. ilk başta yola çıkarken emaan budapeşte işte en fazla ne olabilir ki demiştim.(bu arada ilk yurtdışı seyahatimdi) asıl beklentim listedeki diğer iki şehir viyana ve prag'dandı. gel gör ki, yüzümü öyle bir kara çıkarttı ki bu şehir, üstüne tekrar tekrar gittim. hâlâ yeniden gitmek için bilet kovalıyorum ama nalet beyaz yakalılık. forint'i ve gulaş çorbasını çok seveceksiniz. he bi de, gellert hill'e çıkmadan dönmeyin.
sabah erken saatlerde sokakları aylak aylak dolanmanın verdiği keyif paha biçilemez. ayrıca aziz stefan bazilikası'nın (bkz: szent istván bazilika) çaprazında kalan pal's hostel kalacak yer konusunda en iyi seçeneklerden biri.
büyülenmek için buda kalesine kesinlikle akşam vakti çıkılması gereken şehir. Akşam buda kalesinden şehre bakıp büyülenmemek mümkün değil.
iki gün içinde kaybola kaybola 52 km yürüdüğüm şehir.
kalan tüm ömrümü geçirmek istediğim şehir. başkent ama küçük, küçük ama sıkıcı değil. sokakları buram buram huzur kokar
bu yaz sziget festivaline katılma şansım oldu, yaklaşık 9 ülke 16 şehirden sonraki son durağımdı.. Dostlar, eşiniz veya düzenli bir ilişkiniz varsa bu topun altına girmeyin hayatımda gördüğüm en güzel ve naif kadınları orda tanıdım insan hayret ediyor gerçekten