#tüm gunlukyumurtakartonu başlıkları

İnsanların birbirini en iyi şekilde tanımasını sağlayan ilişki türlerinden biridir. Ve bu ilişki türünde en önemli şey partnerlerin “sevgi dili”dir.
Yakın ilişkilerde en büyük sorun şu oluyor; buluşmalar zamanla özlemekten ziyade sorumluluğa dönüştüğü için partnerler yüzeysel konuşmalar içinde oluyorlar. Derin konulara girmiyorlar bu nedenle de birbirlerini yüzeysel tanıyorlar.
Ama uzak mesafe ilişkisinde elinizde olan tek şey iletişim. Bu nedenle yüzeysel ilerleme imkanı neredeyse ortadan kalkıyor ve gerçek anlamıyla tüm günü paylaşabiliyorsunuz. (bkz: teknoloji) sayesinde.
Eğer siz ya da partneriniz temas bağımlısı biriyseniz, uzun mesafe ilişkisi pek size göre değildir, her bireyin sevgisini ifade ettiği dil farklıdır. Bunu çözmüş bir şekilde bu ilişkiye başlanırsa yürütmek asla zor olmayacaktır.
bugün değildir.
henüz 8,71
(bkz: geliyor gelmekte olan)
maaşını dolarla alanlar hasretle bekliyor, diğerleri ağlıyor.
kimisi de hala hep 50 liralık benzin alıyor.
hayat kısa ama artık kuşlar uçmuyor.
sebebini bilmediğim sevgisizlik.
çok sıkılıyorum.
izlemek istiyorum ama mesela bir filmi 3-5 gün aralığında anca bitirebiliyorum.
her gün 5-15 dk aralığında izleyebiliyorum.
diyeceksiniz ki hiç mi film izlemedin lan? izledim tabi bazı sürükleyici filmlerde durum illaki değişebiliyor ama oran 1/100 yani
ve dikkat ediyorum benden başka kimse böyle değil.
bir ortamda herkes izlediği filmleri en ince detaylarına kadar anlatıp izledin mi diye soruyorlar "benim pek film kültürüm yoktur" diyebiliyorum sadece.
basıyorlar beni, ilk 10 dk içinde hemen huzursuz bacak sendromu geliyor.
gerçekten nasıl 2 saat boyunca yatıp film izleyebiliyorsunuz? hiç mi sıkılmıyorsunuz? hiç mi öğf yeter yauuu az da dışarı çıkam iki insan görem ya da gidem buzdolabının kapağını açıp önünde dakikalarca boş boş dikilem demiyorsunuz? hiç mi bir şey dürtmüyor ya sizi? çok saçma.
Eminim ki herkesin yetenek mi hastalık mı olduğunu kestiremediği garip durum ve düşünceleri olmuştur.
benim nasıl anlatacağımı da tam bilmediğim ve hep yaptığım garip bir şey var. bu yetenek mi yoksa bir çeşit hastalık mı gerçekten hiç fikrim yok. anlayan olursa mesaj kutum açık, bekliyor olacağım.

Gençler ben beynimi yönetemiyorum ya da fazla iyi yönetiyorum ya da hor kullanıyorum. neyse lafı uzatmayayım.

Öhöm! geçen gece oda arkadaşımla aram bozuk yatakta bilgisayarda bir şeylerle ilgileniyorum.
Aynı anda şarkı dinliyorum ve beynimde bir yer şarkıya eşlik ediyor.
Aynı anda bir şeyler okuyorum okuduğumu anlıyorum ve web whatsappten arkadaşıma gönderiyorum üzerine yorum yapıyorum.
ve aynı anda okuduğum şey bir kaza haberi olması sebebiyle ailem için endişeleniyor ve dua okumaya başlıyorum. ve diğer yaptıklarımı yapmaya aynı anda devam ediyorum. şarkı dinliyorum ve söylüyorum, arkadaşımla haberi tartışıyorum, dua okuyorum buraya kadar her şey normal. bunu nasıl fark ettim. gerçekten canımı sıkan bir şeyi düşüdüğümü farkedince kafamdaki tüm bu düşünce balonlarını gördüm. bu zamana kadar benim en üst levelım şarkı söylerken dua okuyabilmekti, beynimi ikiye bölüyordum sadece e bu kadarı da olsundu. o gece tüm bunları yaparken arkadaşımın odaya girdiğinin de farkındaydım aramız bozuk olduğu için o konuyu da düşüncelerime eklemişim bunu nasıl yaptığımı farketmedim bile ve kafamda onunla kavga ederken birden durdum böyle beynimin içi zoom ekranı gibi gözümün önüne geldi. hepsi aynı anda aktif ve ben hepsini izleyebiliyorum ve izlerken ne yaptığımı düşünüyorum. o ekrana bakarken yine kafamdan geçenler (hala şarkıyı söyleyip duayı okuyorum ama);
delirdim mi?
aklımdan zorum mu var yoksa aklımda bi sorun mu var?
40 sonrası kesin alzheimer.
bunu durdurmanın yolu var mı?
duayı kes.
kes.
hadi.
of.
müziği kes.
söyeme.
okey kapat o zaman.
komple kapat.
oha nasıl hala devam.
bunlarla boğuşurken bir yandan da o anda ne yaşıyorsam bilgisayara onu yazıyordum.
hiçbir zaman uyuşturucu kullanmadım.
evet ot bile.
sigara haftada 3-4 tane içerim.
alkolle de pek aram yok kalabalık arkadaş ortamım yoksa pek bir şey içmem.
delirmeden önce bu sorunsalımı buraya bırakmak istedim belki benimle aynı birileri vardır.
ve açıkça belirtmek isterim ki; bunun bir yetenek olduğunu düşünmüyorum...
Alakasız kelimelerle garip gurip şiir yazan adam.
inanılır gibi olmamasıyla beraber aşırı içten, samimi ve etkileyici.
eskişehirli, üşengeç. burcunu bi' türlü bulamadım.
en güzel kamp akşamlarında o açık bol yıldızlı gök yüzüne bakarken elinde moka pot ile yapılmış sıcacık kahve bardağını tutarken okunuyor.
deneyin!
öyle bi adam ki hiç şiir sevmeyen bir insanın aklında bile bu adamın şiirlerinden bir kaç dize vardır.

benim favorim;

Geçtim!
Dönüp sırtımı kalabalıklara
Kanayan yerlerime iki kat fondöten sürüp
(Baba beni makinist yap)
Gençtim, bilmiyordum o zamanlar
Gitmeye yeltenmenin gitmek demek olmadığını.
Şimdi bütün ağrırken, tırnaktan saç diplerime
Ağaramazken şafak ve ağlarken mütemadiyen
(Baba beni depresyona sok)
Doğru ne yanlış ne hepsi iç içe geçmişken
Sen varken tek güzel olan, bırakıp nasıl gideyim?
Geçtim!
Dönüp sırtımı kalabalıklara
Evim bildim seni, geçmişim ve geleceğim
Oralarda bir yerdeyken sen ve en güzel ihtimalken
Bir şey gelmiyor elimden
(Baba benim kafama sık!)
N'olur bana bir şey söyle ne yaptığımı bileyim
Ne eksikse sen tamamla, son derece yorgunum
Çok uykum var, öp beni, öpersen ne güzel uyurum

(Baba beni ona götür..)
şu haber e göre whatsapp kullanıcıları artık ekran görüntüsü alamayacak.
ne zaman güncelleme geleceğine dair bir tarih yayınlanmamış ama bunu nasıl mümkün hale getirecekler merak ediyorum.
(biraz teknoloji cahiliyimdir.)
mesajları yalnızca "iletebilecek"mişiz.
bence güzel bir özellik. ifşacılara selam olsun.